Çocukluk Çağı Beyin Tümörü Tedavisinde Yenilikler

Updated: Oct 21
Umut Veren Bir Dönemdeyiz
Çocukluk çağı beyin tümörlerinde 5 yıllık sağkalım oranı, yakın geçmişte yaklaşık %40-50 düzeyindeyken bugün %80-85’lere ulaşmış durumdadır. Ancak bu oran tümörün türüne ve özelliklerine göre değişebilir. Bu ilerlemede erken ve kesin tanı yöntemleri, her tümöre özgü hedefe yönelik ilaçlar ve farklı uzmanlık alanlarının birlikte çalışması önemli rol oynamaktadır.
Beyin ve omurilik tümörleri, çocuklarda lösemiden sonra en sık görülen kanser grubudur. Ülkemizde her yıl yaklaşık 500 çocuk bu tanıyı almaktadır. Tanıyı yeni öğrenmiş bir aile için bu bilgiler biraz ürkütücü gelebilir; bu yazıda, son yıllarda tedavide neyin değiştiğini ve bunun çocuğunuz için ne anlama gelebileceğini sade bir dille anlatmak istiyoruz.
Yenilik Tanıda Başlıyor: Tümörün "Kimliğini" Okumak
Bugün bir beyin tümörünün tanısını koyarken yalnızca mikroskopta nasıl göründüğüne bakmıyoruz. Tümör hücrelerindeki genetik ve epigenetik değişiklikleri de inceliyoruz; başka bir deyişle, tümörün biyolojik kimliğini anlamaya çalışıyoruz. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2021’de yayımladığı güncel sınıflama da bu moleküler bilgilerin tanının önemli bir parçası olduğunu vurgulamıştır.
Bunun aileler için pratik bir anlamı bulunuyor; örneğin mikroskop altında birbirine benzeyen iki tümör, moleküler yapısı farklı olduğu için farklı davranışlar sergileyebilir ve bundan dolayı farklı veya yoğun tedavi gerektirebilir. Örneğin medulloblastoma tümörü moleküler değişikliklerle bugün dört ayrı alt gruba ayrılmakta ve bu gruplardan birinde iyileşme oranı çok iyiyken, bir diğerinde çok daha yoğun tedavi gerekmektedir.
Bu ayrımda kullandığımız yöntemlerden biri DNA metilasyon analizidir. DNA’ya bağlanan metil grupları, genlerin çalışma düzenini etkiler ve her tümör türünde parmak izine benzeyen kendine özgü bir desen oluşturur. Bu desen, beyin tümörünün türünü daha doğru belirlememize yardımcı olur.

Hedefe Yönelik "Akıllı" İlaçlar
Klasik kemoterapi, hızla bölünen hücreleri etkiler. Kanser hücreleri kontrolsüz biçimde hızla çoğaldığı için kemoterapinin temel hedefidir. Ancak saç kökleri, ağız ve bağırsak mukozası ile kemik iliği hücreleri gibi sağlıklı hücreler de hızlı çoğaldığından tedaviden etkilenebilir. Bu nedenle saç dökülmesi, ağız yaraları, ishal ve kan hücrelerinin azalmasına bağlı olarak kan nakli gereksinimi ortaya çıkabilir. Kemoterapi kanser hücrelerini yok etmeyi amaçlarken, bu sağlıklı hücreler üzerindeki etkiler de tedavi sürecinde yakından takip edilir.
Hedefe yönelik, diğer adıyla “akıllı” ilaçlar, tümörün büyümesine yol açan belirli bir genetik değişikliği hedef alır. Bu ilaçların birçoğu ağızdan kullanılır ve uygun hastalarda daha etkili ve daha kolay tolere edilebilir. Ancak her genetik değişiklik için farklı bir ilaç gerektiğinden, tedavi herkese aynı şekilde uygulanmaz. Uygun ilacı belirleyebilmek için tümördeki genetik değişiklikleri araştıran NGS analizi yapılması gerekir.
Günümüzde bu yaklaşımın öne çıktığı başlıca alanlar:
• Düşük dereceli gliomlar: Çocuklarda en sık görülen beyin tümörü grubudur. Tümörde BRAF V600E değişikliği varsa, dabrafenib ve trametinib ilaçlarının birlikte kullanımı artık birinci seçenek tedavi olarak kabul edilmektedir. Aynı şekilde Nörofibromatozis Tip 1 (NF1) ile ilişkili tümörlerde MEK inhibitörleri (örneğin selumetinib) de umut verici sonuçlar vermektedir.
• Yüksek dereceli gliomlar: Klasik kemoterapi ile beraber, genetik değişiklik bulunduğunda ek hedefe yönelik tedaviler ile başarı şansı artmaktadır.
• Difüz orta hat gliomu: Biyopsiyle tümörde ek bir genetik değişiklik bulunduğunda, buna uygun hedefe yönelik ilaçlar tedaviye eklenebilmektedir. H3K27 değişikliği için dordavipron adlı ilacın etkili olduğu gösterilmiştir. PIK3CA değişikliği için Everolimus adlı ilacın yine etkili olduğu belirtilmiştir.
• İnfantil tip hemisferik gliom: Çoğunlukla yaşamın ilk yılı içindeki bebeklerde görülen bu tümörlerin büyük bölümünde, hedefe yönelik ilaçlarla tedavi edilebilen gen değişiklikleri bulunur. Örneğin ALK değişikliği yaklaşık %50, NTRK değişikliği ise yaklaşık %20 oranında görülür. Bu değişikliklere yönelik lorlatinib ve larotrectinib gibi ilaçlar, küçük bebeklerde ışın tedavisinden kaçınmamıza yardımcı olan önemli gelişmelerdir.
Burada anlatılan yenilikler her çocuk için aynı ölçüde uygun olmayabilir. Tedavi seçimi; tümörün türü, yerleşimi, moleküler özellikleri, çocuğun yaşı ve genel sağlık durumu birlikte değerlendirilerek çocuk onkolojisi ekibi tarafından yapılır.

Küçük Çocuklar ve Tedaviye Dirençli Tümörler
Üç yaşından küçük çocuklarda, gelişmekte olan beyni korumak için ışın tedavisinden mümkün olduğunca kaçınmaktayız. Bu yaş grubunda medulloblastom ve atipik teratoid/rabdoid tümör (ATRT) gibi embriyonel tümörlerde, kemoterapi ve ardından hastanın kendi kök hücreleriyle yapılan (otolog) nakil başarı şansımızı artırmaktadır.
Nüks eden ya da standart tedaviye yanıt vermeyen vakalarda ise yeni ilaçlar klinik çalışmalarda kullanılmaktadır. Uygun hastalarda immunoterapi seçenekleri de araştırılmakta ve kullanılmaktadır. Devam etmekte olan çalışmalar, ilaçların etkinliğini ortaya koyup, zor vakalarda tedavide bizlere yardımcı olacaktır.
Tedavi Bitince de Yolculuk Sürüyor
Daha fazla çocuk hastamız iyileştikçe, amacımızın iyi ve kaliteli bir yaşam sürmek olduğunu anlıyoruz. Cerrahi, ışın ve ilaç tedavileri yıllar sonra maalesef bazı etkiler bırakabilir; bunları erken fark etmek, çoğu zaman etkili biçimde yönetmek anlamına gelmektedir.
Uzun dönem takipte dikkat ettiğimiz başlıca konular şunlardır:
• Yürüme, denge, işitme ve görme
• Nöbetler ve uyku sorunları
• Büyüme, ergenlik, kemik sağlığı ve üreme sağlığı (hormonal sorunlar)
• Öğrenme, dikkat ve duygusal sağlık
• Kalp sağlığı
Bu nedenle tedavi sonrası izlemi; çocuk onkolojisi, nörolojisi, endokrinoloji, kardiyoloji, fizik tedavi, psikoloji ve diğer branşlarla birlikte, düzenli bir "sağkalım programı" içinde sürdürülmesi hedeflenmelidir.
Özetle, çocukluk çağı beyin tümörlerinde başarı; doğru tanıya, tümörün genetik özelliklerinin belirlenmesine, uygun tedavinin seçilmesine, yan etkilerin iyi yönetilmesine ve uzun dönem izlemin sürdürülmesine bağlıdır. Bu süreçte aile, çocuk ve sağlık ekibi arasındaki açık iletişim büyük önem taşır. Bilimsel gelişmeler yakından izlendikçe ve tedavi her çocuğun özelliklerine göre planlandıkça başarı şansımız artmaktadır.

Doç. Dr. Yasin Yılmaz
Pediatrik Nöro-onkolog
Acıbadem Üniversitesi Altunizade Hastanesi
Kaynaklar ve İleri Okuma Önerileri
Alsaedi MAH, Strathdee G. The role of DNA methylation in directing treatment in medulloblastoma. Epigenomics. 2025 Nov;17(16):1189-1199.
Bouffet E, Franz DN, Arrillaga-Romany I, Jalali R. Approved Targeted Treatments for Pediatric Brain Tumors. Am Soc Clin Oncol Educ Book. 2026;46(3):e517598.
Capper D, Jones DTW, Sill M, Hovestadt V, Schrimpf D, Sturm D, et al. DNA methylation-based classification of central nervous system tumours. Nature. 2018;555(7697):469-474.
Chavaz L, Bagchi A, Dhanda SK, Toutain F, Pfister SM, Sturm D, et al. A systematic study of molecular diagnosis, treatment, and prognosis in infant-type hemispheric glioma: An individual patient data meta-analysis of 164 patients. Neuro Oncol. 2026;28(3):776-789.
Global Cancer Observatory: Cancer Today. Lyon: International Agency for Research on Cancer; 2024. https://gco.iarc.who.int/today
Yılmaz Y, Tuğcu D. Çocukluk Çağı Santral Sinir Sistemi Tümörleri. In. Güncel Gelişmeler Işığında Pediatrik Onkoloji. Türkiye Klinikleri; 2025. s.121-9


